Archive for Mayıs, 2010

Yediğim haltlar benim,duyduklarım/gördüklerim sizin olsun!-I

Şöyle bir düşündüm de ben Kanada maceramın ne kadarını yazdım diye, şöyle bir dokundurup geçmişim.

Hayatımın en huzurlu altı ayı, kar , kış , kıyamet…

MGMT( O zamanlar ismi managementtı), Stars, Hercules &Love Affair, Lykke Li‘yi keşfedişim.

Bloc Party, Thievery Corporation,K-os, Lykke Li konserleri.

Sayısız arkadaş, Montreal, içimdeki aktivizm yönünün keşfi, Niagara şelaleleri, dünya mutfağından seçmeceler, Obama’nın seçimi ile ilgili röportajım, Çin Yeni Yılı kutlamaları, Richard Dawkins’in ünlü Ateist Otobüsü deneyimim, Vineyard, Tamillerle röportajım, St.Patrick’s Day günü biranın dibine vurmaca, Gazetecilik okulunda izlediğimzi sayısız harika belgesel, sıfırdan yarattığımız ülke projeleri, Türk Televizyonundaki çilelerim,”zenciler”,Hayvanat bahçesi, Perili Evdeki romantik yemek, Kanadalı Türkler…

Şimdi Kanada’ya gitmeden bir gece önce zorunluluktan konakladığım evde kiracı olarak bu satırları yazıyorum. Üçe ayırdım yazımı , anca…

İşte ilk kaldığım ev ve ev sahibim belgesel yapımcısı Nancy’nin, Obama’nın yemin töreni gecesi Bush’u simgeleyen çubuğun kafasını koparması. O güne özel yalnızca Amerikan yemekleri(hamburger -patates -kola yani)yenildi. Apple Pie bonuslu.

Çin Yeni Yılı, öküz yılıydı, çok çalışmayı simgeliyormuş, hatta Obama da öküz burcuymuş afedersin.Biz de birer öküz aldık, çinli gibi giyinip bu anlamlı günü kutladık.



Lykke Li Konseri, yeni Roisin Murphy derim başka da bişi demem. Danslar, moda ikonu oluşu falan. Ne varsa Nordiklerde var. Şurdan dinleyin artık. İşte  hayatımda ilk kez bir konsere yalnız gidip, delirip Kanada’daki Türkleri aramam bundan sonra. Arada Fransızların oyununa gelişim ve BBC’den emekli süper punk İngiliz hocama aşık olma hikayem var. Ama bugünlük burada bırakayım. Merak kaplasın içinizi. Zaten Montreal’i ve Andy Warhol müzesini ayrı bir blog sayfasında anlatıcam. Öperim.

Sophielerin Seçimleri

Bugün , mücbir nedenler olmaksızın annemden ayrı kaldığım ilk anneler günü,

Yolda zırıl zırıl ağlamama neden olan ise, eski günleri hatırlamam.

Anneler gününde aklıma ,sabahın köründe hazırladığım sabah kahvaltıları, ki kabul ediyorum tek feyz aldığım kurum Yalan Rüzgarıydı, ona ilk hediye ettiğim kitap; Woody Allen’ın “Evet ama bir lokomotif bunu yapabilir mi bakalım?” kitabı ve annemin aslında tek uyuyabileceği gün benim odasına heyecandan saat 8′ de dalmam, onun da bozuntuya vermemesi geliyor.

Annem hem anne hem baba rolü üstlendi,  işi çok zordu, hem güzel hem “dul” bir kadın olarak, küçük bir şehirde makyaj yapıyor, “utanmadan” kot pantolon giyiyordu. Üstelik kardeşimi ve beni bu şehirden , Gestapo zulmünden kurtarmalıydı. Her kadının yapacağı şeyi yaptı. Özlem duygusuna rağmen bizi Ankara’ya gönderdi. Şimdi kendi kendimize torpil olarak, zorluklara rağmen ağlamadan, söylenmeden çıkmaya çalışıyoruz her türlü bataklıktan. Çünkü annem o zaman ağlamamıştı, söylenecek kimsesi yoktu!

Annecim,

Küçücük ellerime teslim ettiğin Beatles, Men at work ve Scorpions vb. sayısız  muhteşem albüm için,

Şuh kahkahaların için,

Turan Dursun ve Woody Allen‘la beni küçük yaşta tanıştırdığın için.

Benim kıyafetlerimi giyip , benden daha deli olduğun için.

En önemlisi beni doğurduğun için teşekkür ederim.

Sophie’nin Seçimini izlerken ,”Ben buna izin vermezdim. Nazi subayına karşı hepimizi öldürün diye bağırırdım “dedin ya annecim, işte o gün beni hiç bir zaman yarı yolda bırakmayacağını anladım.

Anneler, oğulları ve kızları günü kutlu olsun!

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.